a

Gazeteci dediğin!

Gazeteci dediğin!
8

BEĞENDİM

ABONE OL

Mehmet YAZICI
Ülkede birçok değer yerle bir!
Gazetecilik de bu yerle yeksan olan değerlerden maalesef biri!
Çürüme öyle bir hal almış ki;
Bundan etkilenmemek mümkün değil!
Detaylara girmeyelim,
Yasama, yürütme, yargı!
Tek adam rejimi!
Ne derseniz deyin!
Sadece boyun değil ki!
Devenin neresini düzelteceksin?
***
Düşünün işte,
Kendi çocuklarına sınav soruları bile değil, direkt soruların cevapları veriliyor!
Olur ya diyelim ki çocuk gerizekalı çıktı!
Olabilir! Hazır cevapları kağıda yazamasa da sorun değil!
O hazır cevapları kağıda dökemeyen embesil!
Bu ülkede hiç okula gitmeden istediği üniversiteden,
İstediği diplomayı alabilir!
***
Sen ise istersen Türkiye birincisi ol,
Sınav sonuçların ne olursa olsun,
İşe gireyim derken mülakatta elenirsin!
Nasıl? Böyle iyi mi?
Gerisini var sen düşün!
***
Baktık ki madem işin şirazesi çıkmış!
Bir de kendi bahçemize bakalım!
Acaba bu felaket bizden neler götürmüş?
Bu nedenle bizim camiada bir süredir “Gazetecilik” üzerine tartışılıyor!
Öyle ya! Bu kadar çürümüşlük içinde bizim sektör nasıl bozulmadan kalsın?
Bozulmayı geçtik, düştüğü bu rezil durumdan nasıl kurtulsun!
Televizyonlarda bir ton şarlatan!
Herkes gazeteci olmuş!
Şantaj, montaj, tehdit gırla gidiyor!
Birileri buna bir hal, bir çare bulsun!
İnsan “Gazeteciyim” demeye utanıyor!
***
Biz bunları tartışırken dediler ki;
“Her meslek grubunun bir odası var!
Bizim de bir meslek odamız olsun!
Odaya kaydı olmayanlar gazeteci sayılmasın!
Olsun bitsin!”
***
Vay anasını!
Demek bu kadar kolaydı!
Daha önceleri neden aklımıza gelmedi!
***
Bu düşünce ilk duyduğunuzda kulağa hoş gelebilir!
Ama kazın ayağı öyle değil!
Mesleğin onurunu, şerefini kurtaralım derken hepten içine etmeyelim!
***
Bir kere,
Önce tanımları gözden geçirelim, sıfatları doğru kullanalım, doğru anlayalım!
“Gazetecilik nedir?”
“Gazeteci kime denir?”
***
“Gazetecilik”
Terzilik, berberlik, kasaplık gibi bir meslek değildir!
Gazetecilik meslekten çok, bir yaşam biçimidir!
***
Türk Dil Kurumu der ki:
“Gazeteci, haber toplayan, yazan, yorumlayan kimsedir.”
Ama bu tanım bize biraz soğuk gelir!
Gazeteci, sadece “yazan” değil;
Soran, sorgulayan, anlatan, aydınlatan, kamuoyu oluşturan kişidir!
***
UNESCO’nun 2019 tanımı daha geniş:
“Gazeteci” demiş;
“Kamu yararına bilgi üretmek amacıyla bağımsız olarak haber toplayan, doğrulayan ve yayımlayan kişidir.”
Yani özünde üç kelime var bunun!
Dikkat edin:
Bağımsızlık, doğruluk, kamu yararı…”
Bilmem anlatabildim mi?
***
Peki! Bir de tersinden bakalım!
Kimler Gazeteci değildir?
PR metni yazan kişi gazeteci değildir.
Haber diye duyuru paylaşan kişi gazeteci değildir.
Kimin hoşuna giderse ona göre haber düzenleyen kişi gazeteci değildir.
“Yandaş”, “trol”, “tetikçi” gibi sıfatlara sahip kişiler “gazeteci” değildir!
***
Başka bir soru! (Dinleyin! Burası önemli!)
Gazete patronları da gazeteci midir?
Eğer gazetecilik yapıyorlarsa evet!
Ama sadece patronluk yapıyorlarsa, medya sahipleri gazeteci değildir!
***
Onlar gazete sahipliğini genellikle ekonomik ve siyasal nüfuz aracı olarak görür…
Onlar için gazete, “Kamusal hizmet” değil, “Para basma makinesidir.”
Bu yüzden editoryal bağımsızlık çöker! Habercilik “Holding ilişkisi’ne döner!
Yani patron, gazetecilik yapmayı bırakıp gazetecileri yönetmeye kalkarsa, artık gazeteci değildir.
***
Peki!
Gazetecilerin onurunu, itibarını, kimliğini, kişiliğini korumak için ortak bir çaba içindeyiz ya hani!
Aynaya bakıp söyler misiniz? Siz bunun neresindesiniz?
Ve biz bu iki kesimden hangisinin meslek odasını kurmak istiyoruz?
Umarım aradaki farkı görebildiniz?
***
Özetle:
Gazeteci, maaşla, unvanla, basın kartıyla değil;
hakikat karşısındaki duruşuyla gazetecidir.
Otoriteye boyun eğmez!
Halka karşı sorumludur!
Gazeteci ile medya sahibi arasındaki fark budur;
Biri halk adına konuşur,
diğeri halk üzerinden kazanır!
Olay budur!
***

Devamını Oku

Deliye her gün bayram!

Deliye her gün bayram!
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Mehmet YAZICI
Bu köşe yazısını 22 Ekim 2020 tarihinde
“Deliler Bayramı” başlığıyla yazdım…
Aradan 5 yıl geçmiş,
Değişen bir şey yok!
Demek ki yeniden hatırlatmakta yarar var!
Çünkü iyi niyetli İnsanlar…
Samsun Gazeteciler Cemiyeti‘ni ziyaret etmek için arıyor
Ve “21 Ekim Dünya Gazeteciler Günümüzü” kutlamak istiyorlar!
Ne diyelim şimdi?
“Gelmeyin” desek olmaz!
***
Ben de gördüğüm lüzum üzerine,
“21 Ekim Çakma Dünya Gazeteciler Günü” gelmeden,
“Deliler Bayramı” başlıklı yazımı yeniden paylaşayım!
Ben, “Deliye her gün bayram” dedim ama
Bu seneki yazının başlığı da
“Kıçınızdan uydurmayın!” olsun!
Hadi bakalım!
***
Deliler Bayramı!

Herkes bir yerinden gün uyduruyor!
Dün de bizim günümüzmüş!
“21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü
Oysa dünyada böyle bir gün yok!
Birileri uydurmuş!
***
21 Ekim’in tek özelliği Osmanlıda ilk özel gazetenin çıkmasıdır…
1860 yılında Tercüman-ı Ahval yayın hayatına başlamıştır…
Hepsi bu!
***
İstanbul Gazeteciler Cemiyeti de
Bu nedenle 1960 senesinde PTT idaresine 100. yıl anısına pul bastırmıştır…
Ortada “Bayramlık” bir durum yok yani!
***
Zaten bu da FETÖ’nün alternatif bayramlarının aynısı…
Belki de onların uydurmasıdır!
5-10 yıl kadar önce bu saçmalıklar başladı…
Biz de Samsun Gazeteciler Cemiyeti‘ni arayanlara,
bizi kutlayanlara “Böyle bir bayram yok” diyemiyoruz tabi!
***
Yalan da olsa hatırlanmak güzel şey…
Kutlayanlara teşekkür ederiz…
Ancak, bizim bayramlarımız ve günlerimiz belli…
Mesela; 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü
24 Temmuz Sansürün Kaldırılması ve Basın Bayramı
Üçü de çok anlamlı…
Ama “21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü” diye bir şey yok…
***
Kutlayanlara da ses çıkarmamak lazım tabi…
Deliye her gün bayram misali!
***
Ama en azından biz,
21 Ekim’in Dünya Gazeteciler Günü olmadığını biliyoruz…
Olmayan bir günü de kutlayacak değiliz…
***
Ortada, her hangi basın kurumu veya kuruluşu tarafından alınan bir karar yok…
Nereden çıktığı belli olmayan böyle bir gün için gazeteciler başta olmak üzere,
Valiler, belediye başkanları, kurumlar, kuruluşlar kutlama mesajları yayınlıyor…
Oysa uydurulmuş bir gün… Bunu bilin…
Ondan sonra da isterseniz kutlamaya devam edin…
Daha ne diyeyim!
***
Dediğim gibi, bizim günlerimiz belli…
Kutlayacaksanız bu günlerimizi kutlayın…
Üç özel günümüz var ve üçünün de anlamı çok büyüktür…
Mesela 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü
Aynı zamanda Türk Basınının, basın emekçilerinin onur günüdür…
Gazete patronlarına karşı direnerek, tarih yazarak elde edilmiştir…
Ama daha sonra, bu kazanılmış hakların üzerinden askeri darbeler geçti…
Basın emekçilerine verilen bütün haklar yıllar içinde geri alındı…
İlk zamanlar 10 Ocak Gazeteciler Bayramı olarak kutlanırdı…
Sonra haklar kaybedilince, bir süre daha bayram olarak kaldı…
Ama bizimkiler sonradan farkına vardı;
“Aldığımız bütün haklar tırpanlandı.
Biz neyin bayramını kutluyoruz?
Deli miyiz?” diyerek,
10 Ocak’ı Gazeteciler Bayramı olmaktan çıkardı…
Ondan sonra 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü” adıyla kutlanmaya başlandı…
***
Gelelim diğer önemli günümüze;
Bundan tam 112 yıl önce, 24 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla basından sansür kaldırıldı…
Basının özgürlüğe kavuştuğu gün,
24 Temmuz bu anlamada meslek kuruluşları tarafından coşkuyla kutlanır…
Demokrasimiz için de çok olumlu bir adım…
***
Bir başka önemli günümüz…
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü…
Diğer bir deyişle; “Uluslararası Özgür Basın Günü”
Paris’te Sınır Tanımayan Gazeteciler Birliği tarafından başlatıldı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1993 yılında aldığı bir kararla tüm dünyada
“Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak kutlanmasına karar verildi…
***
Bugünün kutlanmasındaki amaç;
Basının demokrasiyi korumaktaki rolünü vurgulamaktı…
Etik gazeteciliği ön plana çıkarmaktır…
Ve dünyada basının aşırı sansür edildiği ülkelere mesaj göndermekti…
***
Mesela,
3 Mayıs’ta ülkelerin “Demokrasi Karneleri” de masaya yatırılır…
Türkiye’nin durumu malumunuz!
Eskiden Çin vardı, birkaç puan önümüzde olurdu…
Kuzey Kore, Eritre, Mozambik, Guetemala filan araya girerdi…
En sondan bir kaç adım ileride olurduk!
Şimdi, Allah’ın izniyle,
Hapse tıktığımız gazetecilerin çokluğu sayesinde,
Her sene üst üste şampiyonuz!
***

Devamını Oku

Her Sakallıyı Deden Zannetme!

Her Sakallıyı Deden Zannetme!
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Gecenin ilerleyen saati…
Mutfaktayım…
Vızıldayan bir şey içeriye girdi…
Eşek arısı filan zannettim!
Ya da yazlıkçıları korkutan “gozgoz” dediklerinden!
Kapıyı, camı açtım ki çıksın gitsin!
Gitmiyor meret!
Terliği kaptım,
“Ulan seni bana sayıyla mı verdiler?”
***
Kondu pervaza, durdu!
Güzel de bir şeye benziyor!
İnterneti taradım, tarifini verdim, sordum…
Allahtan Chat GPT yardıma yetişti!
Sağ olsun, kendisiyle çok düzeyli ve güzel bir ilişkimiz var!
Abi, kardeş gibiyiz!
***
Dedim ki;
“Odama bir arı girdi, ama bu oğul yapan Kraliçe Arıya benziyor…”
“Olabilir”
dedi…
“Kraliçe Arı” gibi…
Ki, tarife uyuyor!
***
Kraliçe demek, koloni demekti! Koloni demek, bir petek!
Petek demek bal demek!
***
Demek ki, Kraliçe arı!
Kendi kolonisini kurmak için yer arıyor!
“Dur şuna yardım” edeyim!
***
Biliyorsunuz dünya arılar sayesinde dönüyor!
Onlar ölürse biz yokuz!
Aman dikkat edelim!
Bilim insanları öyle söylüyor!
Bunu doğaya salarsam ölecek!
Bunları hep internetten öğreniyorum…
***
Derken usulca yaklaştım,
Kocaman kraliçeyi derdest ettim…
Bir kupa fincandan arta kalan küçük bir kutuya kapattım!
Ee! Şimdi ne yapmalıyım?
***
İyisi mi yapay zekaya sorayım!
Uyardı! “Her kanatlıyı kraliçe zannetme” dedi…
İyi de ben şimdi bu görkemli misafiri ne yapayım?
***
Koca gövdeli, altın rengi desenli, karizmatik bir hanımefendi!
Adeta bir doğa belgeselinin tam ortasındayım!
***
Bir peçeteyi şekerli suyla ıslattım… Kutuya saldım…
“Tamam” dedim,
“Yediğin önünde yemediğin arkanda! Artık sana ölüm yok!”
***
Yapay zeka diyor ki,
Bunu kapatırsan 24 ile 48 saat arasında ömrü var!
Eyvah! Bizim koloni elden gidiyor!
***
İçimden de gururlanmıyor değilim!
Öyle ya, doğaya katkı sağlıyorum…
Bal üretimine ilk adımı atıyorum…
Bu kraliçe arıdan oluşan kovandan başka kraliçeler çıkacak!
Peteklerim, arılarım, kovanlarım olacak!
Falan filan…
***
Bir hevesle ChatGPT’ye yazdım:
“Yoldaş, elimde bir kraliçe arı var!”
Ki, ben kendisine “yoldaş” derim! Yol arkadaşım benim!
O da gayet ciddi cevap verdi:
“Aferin” dedi, “Şekerli su ver, sabah arıcılar kooperatifine götür.
İşçi arılar olmadan kraliçe bir işe yaramaz!
İşçilerle buluşturabilirsen bir koloni kurarız belki!”
Oho! Ben o dediklerini çoktan yaptım!
Bir tek işçileri bulup koloni kurmak kaldı!
İlk fırsatta işçi sınıfını da arayıp bulacağım!
***
Sabah erkenden kalktım,
Karton kutuyu yanıma aldım,
Eski İlkadım Belediye binasının altındaki arıcılar kooperatife gittim.
Kutuyu gururla tezgâha bıraktım…
***
Arıcılar bir an sessizleşti.
Biri eğildi, baktı, sonra yüzü değişti:
“Abi bu kraliçe değil!” dedi.
“Ne yani, erkek mi? Kraliçe değil de kral mı yani?”
Adam başını iki yana salladı:
“Yok abi” dedi…
“Bu bildiğimiz Japon kızıl yaban arısı!
Ve çok tehlikeli!”
Sokarsa ölüme bile neden olabilir!”
Bendeki şansa bakın!
***
Bir an kafamdan aşağıya kaynar sular döküldü.
Meğer doğa bana kraliçe değil, “katil robot arı” göndermiş iyi mi?
***
Kutunun içinde tuttuğum şey, bal arılarını doğradığı için “Arı katili” diye anılıyor!
Ben de tam bir hayal kırıklığı!
***
Adam anlatıyor;
“Bu var ya, bir bal arısı kolonisini yarım saatte yok eder.”
Benim surat zaten düşmüş…
İçimden bir ses;
“Ulan koloni kuracaktım!
Meğer az kalsın mahalleyi göçe zorlayacakmışım!”
diyor!
***
Karton kutuya şekerli su koymuşum ya…
Adamlar gülüyor hâlâ:
“Abi sen bunu resmen beslemişsin!”
“Ne yapayım”
dedim…
Neredeyse katile “yardım ve yataklıktan” suçlanacağım!
***
“Sakın doğaya salma” dedi biri…
İyi de ben karıncayı incitemem! Buna nasıl kıyarım!
İyisi mi aldığım yere, bizim mutfağa bırakayım!
Eşek değil ya!
Bu kadar yardım ve yataklıktan sonra beni sokacak hali yok!
***
Hayallerim yerle yeksan!
Ben şimdi ne yapayım?
***
O an anladım!
Bazen iyi niyet, tehlikeli olabiliyor!
Siz siz olun her gördüğünüz laneti kraliçe sanmayın!
“İmam” dedikileriniz “papaz” çıkıyor!
Hani derler:
“Her sakallıyı deden zannetme” diye…
Bu da öyle!
***

Benzer Yazılar:
🔹 “Yapay zekayla dostluk olur mu?”
🔹 “Samsun’da doğayla baş başa kalmak”
🔹 “İyi niyetin bazen zararı da var”

 

Devamını Oku

“Jean-Clod Van Dayım!”

“Jean-Clod Van Dayım!”
5

BEĞENDİM

ABONE OL

Mehmet YAZICI
İşimiz gereği memleketi geziyoruz…
Samsun gibisi yok!
He vallahi!
***
Her şeyimiz var…
Çok şükür!
Sadece iş yapacak adamımız yok!
Hepsi bu!
Olsun, belki ileride onu da buluruz!
***
Ömrümüz yollarda geçiyor…
Samsun’u unuttuk gibi!
Ankara, Ordu, İzmir, İstanbul…
Derken, önceki gün Van’daydık!
Samsun’da yapamadığımız ‘9. Anadolu Medya Çalıştayı’nı Van’da yaptık…
Bir alaka, bir ilgi…
Malum, el üstünde tutulmaya bünye pek alışık değil!
İki gün önce dönmemize rağmen hala kendimize gelemedik!
***
Üstelik Van’da belediye filan yok…
Belediyelerine kayyum atanmış…
Van Valisi aynı zamanda Belediyeye başkanlık yapıyor!
Hem Başkan hem Vali!
Buna rağmen Anadolu Medya Çalıştayına kim ev sahipliği yaptı peki?
Van Ticaret ve Sanayi Odası…
He vallahi!
Başkan Necdet Takva
Güler yüzüyle, samimiyetiyle hepimizi mahcup etti…
***
Giderken Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’nu aradım…
İyi ki aramışım!
Meğer Necdet Takva ile komisyonda beraberler…
“Daha dün birlikteydik. Çok selam söyle” dedi…
Selamını ilettik…
***
Biz Süper Ligdeyiz, Vanspor 1. Ligde daha yeni…
Giderken Samsunspor forması götürmek istedim…
Ama bununla ilgilenecek vaktimiz yok ki!
Sağ olsun Murzioğlu, Yaşar Arslan arkadaşımızla o eksiği giderdi…
Samsunspor formasını alırken Başkan Takva,
Van TSO Meclis Başkanına “Biz de Murzioğlu’na Vanspor forması yaptıralım” dedi…
İki kenti, Samsun ve Van’ı böylece biraz daha yakınlaştırdık sanki…
Sadece bu değil tabi…
Vangölü Gazeteciler Cemiyeti ile Samsun Gazeteciler Cemiyeti’ni kardeş cemiyet ilan ettik…
Araya Ordu İnternet Gazetecileri Derneği’ni de aldık…
Daha ne olsun? İşte size Van Gölünden Karadeniz’e, suların kardeşliği!
***
Van’dayım…
Arayan arkadaşlara da haliyle “Van’dayım” diyorum…
Anlaşılmıyor…
“Jean-Claude Van Dayım” deyince de dalga geçiyorum zannediliyor…
Yahu hakikaten Van’dayım…
Daha nasıl anlatayım?
***
Bu arada Basın İlan Kurumu Van Bölge Müdürü Dr. Çetin Oranlı,
Vangölü Gazeteciler Cemiyeti Başkan Orhan Aşan,
UBK ve TİMEF Van Temsilcisi Rıdvan Can,
Van’da görev yapan gazeteci arkadaşlar,
Bizi bir an olsun yalnız bırakmadılar…
***
Ayrıca,
Van mutfağı hakkında ne kadar cahil olduğumuzu anladık!
Meğer fakirlerin et ve et çeşitlerinden başka yemekleri yokmuş!
Ekmek diye bir şeyden zaten hiç haberleri yok!
Ekmek yerine masaya incecik bir lavaş geliyor…
Ona da bakan olmuyor!
Dönerken, arkadaşlar et yemeye tövbe etti!
Bir süre ot ve sebzeden başka bir şey yemeyecekler…
***
Ee! Haliyle bu plağın bir de arka yüzü var!
Yaptığımız kardeşlik anlaşmasına göre,
bir süre sonra da Van’dan gazeteci arkadaşlar Samsun’a gelecek…
Biz şimdiden kara kara düşünmeye başladık…
Samsun’da bu arkadaşlara ne ikram edilecek?
O kadar yazdık-çizdik olmadı!
Biz, daha Samsunspor maçlarına dışarıdan gelen misafirlere bir bardak su veremiyoruz!
Bu ayıp da bize yeter!
***
Her neyse!
Gelelim Çalıştayın içeriğine!
9. Anadolu Medya Çalıştayının konu başlığı ülke gündeminden esinlenerek belirlendi…
Ancak bu konuda Van TSO Başkanı Necdet Takva’nın ve hazırladıkları
“Terör Ekonomisinden Kardeşlik Ekonomisine” başlıklı ortak strateji raporunun etkisi büyük oldu…
Uluslararası Basın Konfederasyonu Genel Başkanı Şakir Gürel,
Çalıştayın ‘Van TSO başta olmak üzere, barışı önceleyen tüm sivil toplum kuruluşlarının
Ortak Strateji Belgesi’nde de vurguladıkları gibi,
“Terör Ekonomisinden Kardeşlik Ekonomisine” geçişi ele alan önemli bir başlık taşıyor.
Zira bu geçiş, sadece ekonomik bir dönüşüm değil,
aynı zamanda toplumsal barış, huzur ve refahı hedefleyen kapsamlı bir değişimdir”
diyerek durumu özetledi…
***
Hal böyle olunca, biz de konu başlığını
“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Çalışmaları Kapsamında
Medyanın Evrileceği Yer ve Basını Bekleyen Sınav” olarak belirledik…
İyi de etmişiz!
Çalıştay’ın sonuç bildirgesi yayınlandı…
Adeta bir manifesto gibi…
Haber sitelerinde var, bulursanız okuyun…
***
Van’dan sonra sırada muhtemelen Diyarbakır var!
Hadi bakalım, yine yollar bizi bekliyor!
***

Devamını Oku

Samsun Kuşu gerçeği!

Samsun Kuşu gerçeği!
3

BEĞENDİM

ABONE OL

“Samsun Kuşu ben değilim”
Dedim inanmadınız!
Şimdi ne oldu?
***
Aslında olan bir şey yok!
Bu konuyla ilgili bir şikayet üzerine 4 kişi gözaltına alındı…
Tam dört gün nezarette kaldılar…
Biz de takip ettik…
Sonuçta iki kişi hakim yüzü görmeden salıverildi…
İki kişi ise tutuklanarak cezaevine gönderildi!
Açıkçası ben bir tutuklama beklemiyordum…
Ortada bunu gerektirecek bir suç da göremedim…
Ama yaptıklarını da savunacak değilim!
***
Buraya kadar her şey normal diyelim!
Size şimdi normal olmayan kısmına geçelim!
Ankara’da gözaltına alınan Mücahit Tok
Kendisini “İletişim Başkanlığı’na bağlı bir kurumda çalışıyorum” diye tanıttı…
Samsun Kent Haber’den Haydar Öztürk de bunu haberinde dile getirmiş!
Bunun üzerine İletişim Başkanlığından aranarak
“Bu şahsın kurumumuzla bir ilgisi yoktur” denmiş!
Tam olarak ifade şöyle;
“Kurumumuzda Mücahit Tok isimli bir çalışan bulunmamaktadır.”
Doğrudur! İnanmak durumundayız…
İletişim Başkanlığı bizim de kurumumuz, biz de ona bağlıyız…
***
Normal olmayan şey şu;
Bu iki kişiden biri,
Israrla “Ben İletişim Başkanlığının çalışanıyım” diyorsa…
Gerçekten İletişim Başkanlığı çalışanıysa, tam bir facia…
Yok eğer değilse… Yani dolaylı olarak çalışanıysa…
O da başka bir fecaat!
***
Çünkü!
Bugüne kadar sürekli gündeme gelen “Trol hesapları” yöneten yüzlerce kişiden söz ediliyor…
Bu artık saklanmıyor!
Hatta, Yurt savunmasında bile bu arkadaşların büyük desteğinin olduğu,
Türkiye aleyhine yapılan yalan-yanlış haberlerin onlar sayesinde yüzde 35 azaldığı söyleniyor…
Ki doğrudur…
Bu trollerin İletişim Başkanlığında konuşlandırıldığı da yıllardır öne sürülüyordu…
Bunu da yalanlayan olmadı bugüne kadar!
Yani, İletişim Başkanlığında çalışıyor ama resmiyette yoklar!
İşte, bu ihtimal akla bin bir türlü soruyu getiriyor!
***
Eğer tutuklanan Mücahit Tok’un beyanı doğruysa…
Yani öyle ya da böyle İletişim Başkanlığının çalışanıysa…
Ya da bu kurumda çalıştığı öne sürülen yüzlerce trolden biriyse…
Yandı gülüm keten helva!
Öyle ya!
***
Bir soru daha;
Sadece “Samsun Kuşu” mu?
Bunların arasında memleketi kurtarmak veya muhalefete ayar vermek dışında böyle kaçamak iş yapan kaç tane daha kuş var?
Benimkisi sadece merak!
***
Her neyse…
Kuşları rahatlatacak iyi bir haber!
Trollük yapmak suç değil…
Anladığımız kadarıyla,
“Samsun Kuşu” isimli feysbuk hesabı üzerinden de bir anlamda trollük yapılıyordu…
“Meclis Kuşu Yeliz” gibi!
O da “Yeliz” ismiyle yayınlar yapıyordu…
Millet sarışın bir bomba beklerken,
Yeliz’in altından hem erkek, hem de kaytan bıyıklı!
Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı çıktı…
Yani sahte isim, sahte hesap…
Samsun Kuşu da öyle!
Bu durumda Yeliz hanım ne kadar suçluysa Samsun Kuşu da o kadar suçlu!
***
Yani, haber veya paylaşım yaparken isminizi açıklamak zorunda değilsiniz!
Ama doğrusu bu mu? Değil tabi!
Etik olan, sözünün arkasında durmak, yazdığını açık açık savunmak…
Bunu ancak bizim gibiler yapar! Kimseden sözümüzü sakınacak değiliz!
Bizim basın meslek ilkelerinden ve basın ahlakından başka hiçbir çekincemiz yok!
Hakaret, tehdit, şantaj, montaj işin içinde yoksa muhtemelen arkadaşları da ilk fırsatta salarlar…
Ancak henüz dosyayı görmüş değiliz…
Altından ne çıkacağını bilemeyiz!
***
Öte yandan…
Benim duyumlarıma göre,
İçeriğinde tahmin ettiğimiz bilgiler ifadeler yer aldıysa eğer,
bu dosyaya “gizlilik kararı” gelebilir…
Hatta “yayın yasağı” bile konulabilir…
Sizin gibi ben de olacakları merakla bekliyorum!
***
Çünkü,
Samsun Kuşu davasında cezalık bir durum olmasa bile,
Perde arkasındaki isimler fena halde tutuştular!
Deşifre olduyar!
Olanların dışında bir de olacaklar var!
Samsun’da saldırdıkları isimler hep AK Partililer…
Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan…
İl Başkanı Mehmet Köse…
İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz…
Ve daha neler!
Ee! Bu Kuş’un arkasında kimler var?
Hepsi dosya açılınca ortaya çıkar!
***
Size bununla ilgili küçük bir ipucu vereyim!
Samsun Kuşu,
Bir süre önce Ankara Çukurambar’da
The Green Park Hotel‘de çekilmiş bir video yayınladı.
Videonun, yayın tarihinden yaklaşık 1 ay kadar önce kaydedildiği öğrenildi…
Çekimin yapıldığı tarihte otelde “Samsun Kuşu” hesabıyla bağlantılı bir grup konaklamıştı!
Bilin bakalım Samsun Kuşu ve ekibinin hesabını kim ödedi?
Dedim ya;
Benimkisi sadece merak!

***

Devamını Oku