Yapay zekâ durdurulamaz bir güç haline geldi. Ancak bu teknoloji adalet, hukuk ve liyakatle yönlendirilebilir. Güç artık veri ve algoritmadır. Denetim ise bir medeniyet tercihidir.
Yapay zekâ toplumda büyük bir korku uyandırıyor. İşimizi elimizden alacak diye endişeleniyoruz. Kimi zaman çocuklarımızı etkileyecek diye korkuyoruz. Ayrıca kontrol edilemez bir güce dönüşmesinden çekiniyoruz. Oysa gözden kaçırdığımız temel bir gerçek var. Bu sistem bizim tarafımızdan üretilmiştir.
Onu hangi verilerle eğitirsek, o verilerle düşünür. Hangi değerlerle tasarlarsak, o değerleri yansıtır. Bu nedenle sorun teknolojinin kendisinde değildir. Sorun, onu vizyonsuz yöneten insan iradesindedir.
Son dönemde iki uç yaklaşım görüyoruz. Bir kesim tam serbestlik istiyor. Diğer kesim ise yasaklayalım diyor. Ancak her iki yaklaşım da meseleyi basitleştiriyor. Bu alan teknik uzmanlık ve etik hassasiyet gerektirir. Dolayısıyla mesele siyasi reflekslere teslim edilemez. İhtiyacımız olan şey liyakatli bir üst yapıdır.
Düzenleyici bir yapı mutlaka oluşturulmalıdır. Bu kurul alan uzmanlarından oluşmalıdır. Siyasi etkiden bağımsız çalışabilmelidir. Şeffaf karar almalı ve yargı denetimine açık olmalıdır. Çünkü denetlenmeyen güç her zaman risk üretir. Bu gücün hukukla dengelenmesi bir zorunluluktur.
Veri artık sınır tanımıyor. Modeller küresel ölçekte geliştiriliyor. Bu nedenle Türkiye’nin yaklaşımı dengeli olmalıdır. Ne içe kapanmalı ne de taklitçi olmalıyız. Kendi etik değerlerimizi koruyarak sistem kurmalıyız. İnsan onuru ve mahremiyet kültürel hafızamızda vardır. Bu değerleri teknoloji tasarımının merkezine koymalıyız.
Bu düzenleme sadece teknik bir çalışma değildir. Bu bir medeniyet tercihidir. Teknoloji insanı mı şekillendirecek? Yoksa biz mi teknolojiyi şekillendireceğiz? Eğer ikinci yolu seçiyorsak bugün konuşmalıyız. Geleceği kuran bir vizyon geliştirmemiz gerekiyor.

Samsun İçin Sarı Kodlu Uyarı!
Samsun'un gerçek sesi, tüm sosyal ağlarda!
Samsun'un gerçek sesi, tüm sosyal ağlarda!