a

Samsun’un adı neden yok!

İstanbul’dayım…
Basın Konseyi Yüksek Kurulu 15 günde bir toplanır…
Benim için ikinci üniversite gibidir.
Burada çok farklı deneyimler ediniyorum.
Zaman zaman Konsey Başkanımız Pınar Türenç’ten zılgıt yesek de sevildiğimi de haddi mi de bilirim!
***
Ayrıca, öyle herkes bu kadar güzel insanı bir arada göremez.
Şaka değil, gerçek diyorum.
Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu mesela…
Ancak televizyonlarda görürsünüz, öyle ağzınız açık dinlersiniz!
***
Onursal Başkanımız Oktay Ekşi’yi, Atilla Gökçe’yi, Yalçın Doğan’ı, Fikret İlkiz’i, Cem Şenler’i, haberi yapmadığı için tutuklanan Murat Ağırel’i, Doğan Satmış’ı, Dr. Murat Önok’u, Tümgeneral Dr. Cihangir Akşit’i, Elfin Tataroğlu’nu, Levent Yıldız’ı, Timur Soykan’ı, Turgay Noyan’ı, Ali Ayaroğlu’nu, Yunus Şen’i, Misket Dikmen’i, Sumru Sayar’ı, Avukatımız Burcu Öztoprak’ı, dünyalar güzeli Okşan Atasoy’u, Üstüner Ünügür’ü, Tamer Atabarut’u, gezginimiz Yazgülü Aldoğan’ı…
Daha aklıma gelmeyen birçok özel isim var.
Siz bunları ancak rüyanızda bir arada görürsünüz.
O da fitne fesat düşünmeden yatağa girerseniz tabi!
***
Her neyse…
Mesele ne, anlatayım.
Bildiğiniz gibi, Karadeniz ve Samsun hariç, Cumartesi günü yurdun dört bir yanında gazeteciler sokaktaydı.
Sadece gazeteciler değil, destek verenler de az değildi.
Ben İstanbul’da Basın Konseyi Yüksek Kurulu’yla birlikte katıldım.
İyi ki de katılmışım…
***
“Neden yurdun dört bir yanında yapılıyor da Samsun’da yapılmadı” diye arayan arayana…
Öyle ya…
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Kocaeli, Van’da yapılıyor da Samsun’un neyi eksik?
Size, bizde neyin eksik olduğunu anlatayım.
Neden Samsun’da yapılmadı? Güzel soru…
Bir soru da ben sorayım…
Samsun’da ne yapıldı ki bugüne kadar?
Ayrıca, biz yaptık da ne oldu? Kim sahip çıktı!
***
Birkaç örnek vereyim mi!
Yıllar önce TOKİ ile görüştük. Evsiz arkadaşları ev sahibi yapalım dedik.
Protokol de yaptık dönemin yetkilileriyle. Yıldız TOKİ’de 96 daire için anlaştık.
Ne oldu?
Kongrede aday değildim. Benim desteklediğim adaya oy vermediler, seçimi kaybettik!
Bizden sonra gelen cemiyet yönetimi protokolün gereğini yerine getirdi mi?
Bu konuyu takip eden oldu mu?
Yok! Olan gazeteci arkadaşların evlerine oldu!
***
Muhtemelen bazı arkadaşlar,
“Mehmet Yazıcı’nın çabalarıyla ev almaktansa arkadaşlar evsiz kalsın daha iyi” dediler!
Ama birçok gazeteci arkadaşımız bunları bilmez!
Boşverin kirada otursunlar!
***
Bizden sonra, o gazeteci arkadaşların başını sokacağı 96 dairenin yerine malum müteahhit, cemiyete bir arsa bağışladı. Yıllardır boş duruyor. Kıç kadar yer zaten! Üzerine bir şey dikmek mümkün değil.
Arsanın yanında bir otel yapıldı. Cemiyetin arsası bu otele yıllık 1 lira bedelle, yazıyla (Bir TL) bedelle otopark olarak kiralandı.
Evet! Yanlış okumadınız 1 TL.
Bizim verdiğimiz evleri bile kabul edemediler!
Daha ne yapalım, ağzımızla kuş mu tutalım?
***
Sinop Üniversitesi henüz kurulmamıştı.
Sinop’ta Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin sosyal tesisleri vardı.
OMÜ Rektörü Ferit Bernay…
Değerli bir hocamız, dostumuzdur.
Gazetecilerin durumu belli, Anadolu’da her yıl bir kez de olsa tatil yapabilen kaç gazeteci var?
Gittik, görüştük, anlaşmayı yaptık.
Samsun’daki gazeteci arkadaşlar Sinop’taki bu tesislerden ücretsiz yararlanacaktı.
Üstelik Sinop’a tatile giden arkadaşları METRO seyahat yine ücretsiz taşıyacaktı.
Ne oldu? Kim gitti? Ya da gidebildi mi?
Kim engelledi bunu? Haberiniz oldu mu?
***
Ölen meslek büyüklerimiz için etkinlikler düzenlerdik.
Mesela merhum gazeteci büyüğümüz Nazif Demirel…
Üstadımız Adem Bilir ile birlikte Samsun Gazeteciler Cemiyeti‘nin kurucusudur.
Şair, yazar, gazeteci… Aynı zamanda bilardo ustası…
Modern bilardoyu Türkiye’ye tanıtan adam. Bütün bilardo ustaları bilir, sever…
Bilardo Federasyonu Başkanı Sinoplu genç bir arkadaşımız…
Federasyonun Başkan Yardımcısı Samsunlu, gazeteci… Babası gibi…
Merhum İsmet Hatipoğlu’nun oğlu…
İsmet Hatipoğlu ki, cezaevinde hapis yatarken gazete çıkarmıştır. Efsanedir.
***
Biz, Necmi Hatipoğlu’nun da desteğiyle 3 bant bilardo turnuvasını merhum Nazif Demirel anısına Samsun’a aldırdık. Günlerce sürdü. Onlarca bilardocu, hakem, gözlemci turnuva nedeniyle Samsun’daydı.
Ama arkadaşlarımız gelmedi!
Kimse de eksikliklerini hissetmedi tabi…
Biz de belli etmedik.
Derler ki:
“Varlığınla yokluğun arasında bir fark olsun!”
O zaman boşuna yer kaplıyorsun?
***
Neden gelmediler…
Çünkü fıs fıs dedikodularla,
WhatsApp yazışmalarıyla her zaman olduğu gibi kendi etkinliklerini sabote etmeye çalıştılar.
Arkadaşlarımız yine boykot peşindeydi.
Başaramadılar…
***
Aynı böyle, yine bir gün “Tiyatro Günü” düzenledik.
Amaç gazeteci arkadaşlarımız sosyalleşsin, aileleriyle birlikte tiyatroya gitsin filan.
Bugün, değil tiyatroya gitmek, kitap okuyan gazeteciler parmakla sayılıyor!
***
O dönemde Cumhur Kocaoğlu’nun tiyatro grubu çok popülerdi.
‘Neye niyet, kime kısmet’ bir komedi oyunu…
Anlaştık, gazetecilere ücretsiz gösterim yapılacak…
Ücretsiz derken salonu tuttuk, tiyatrocuların parasını verdik…
Gazeteciler ücretsiz izleyecekler…
Salon tutuldu, afişler basıldı, davetiyeler gönderildi. Bir sürü emek harcandı.
Arkadaşlar yine boykot peşindeydi.
Niye? Çünkü kafa küçük…
***
Güya kimse gelmeyecek, salon boş kalacak, Mehmet Yazıcı da rezil olacaktı.
Allah sizi bildiği gibi yapsın iyi mi?
***
Oyun başlamadan ikisi geldi.
Öyle ya boş salonu biri fotoğraflayacak! Kanıt lazım boş salon için!
Cumartesi günü aksilik bu ya yağmur da sicim gibi…
Salonun kapısında bekliyorum, ikisi geldi, ellerini ovuşturarak, üşümüşler…
Bunlara “geçin içeri” dedim.
Sıradan gazetecilerden söz etmiyorum, bunlar başkanı olduğum Samsun Gazeteciler Cemiyeti‘nin yönetim kurulundalar!
***
Biraz sonra çıktılar…
“Nereye, birazdan oyun başlayacak” dedim…
Şaşkınlıkları yüzlerine vurmuş; “Oturacak yer bulamadık” dediler…
Salon doluydu çünkü…
Tıpış tıpış gittiler!
***
Protokol yerini almış, oyun başlamış…
Ama bizimkilerde oyun bitmiyor!
Hala o kadar karşı çabalarına rağmen salonun nasıl dolduğunu merak ederler!
***
Son anda aralarındaki bir gazeteci arkadaşın insafa gelip, “Sana böyle bir oyun oynuyorlar. Hiç kimse izlemeye gelmeyecek. Gelenlerin de isimlerini alacaklar, sonra onlar üzerine baskı kuracaklar” demeseydi…
Muhtemelen oyun boş salona oynanacaktı! Böylece amaç hasıl olacaktı!
***
Bu küçük adamlar, oyuna birkaç saat kala samimiyetimize de güvenerek,
YEDAŞ Genel Müdürünü arayıp
“YEDAŞ çalışanlarının tamamını eksiksiz salonda görmek istiyorum” dediğimi ve salonu YEDAŞ’ta çalışan kızların doldurduğumu asla bilemeyecekler!
***
Bunun gibi onlarca örnek var! Ama yerimiz dar!
Şimdi bu hal ve şerait altında Samsun’da bu ajanlarla birlikte, hem de böylesine anlamlı bir etkinlik yapacağız öyle mi?
Beyler, taşrada bu işler öyle kolay olmuyor!
Adamın gözünü çıkarırlar!
*** 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Samsun’da okullarda kesintisiz güvenlik

HIZLI YORUM YAP

Samsun OLAY olarak, size daha iyi bir deneyim sunabilmek amacıyla yasal mevzuata uygun çerezler kullanıyoruz. Detaylı bilgi ve haklarınız için Veri Politikamızı inceleyebilirsiniz.