a

Ben yazmasam, sen yazmasan!

Mehmet YAZICI
“Yaz”
diyor arkadaşlar…
“Yaz!”
Yazsam ne olacak!
Yazanları görüyoruz!
***
Ama diyorlar,
“Sen yazmasan
ben yazmasam
biz yazmazak… 
nasıl olacak?”
***
Doğrudur;
Bazen bir söz…
Bazen bir karikatür…
Bazen bir komedyenin geçtiği dalga…
Hayatımızın özeti gibi aslında!
Ancak, sonrası malum!
***
Malumunuz,
Türkiye uçuyor,
Ama siz, biz,
Hepimiz,
Patır patır dökülüyoruz…
Memleketin çivisi çıkmış!
Savruluyoruz!
***
Millet fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş!
Gizli saklı bir şey yok ki, her şey meydanda!
Sözün bittiği yerdeyiz!
***
Bizi ne kurtarır bilemem…
Gelecek nesillere,
Çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakırız?
Hiçbir fikrim yok!
Gerçekleri nereden öğrenebiliriz?
İzleyecek kanal yok!
Yazacak gazete yok!
Konuşanlar kelepçeli…
Bir karanlık zamandan geçiyoruz!
***
Yazamıyoruz madem,
En iyisi okumak…
***
Nazım Hikmet
1930 yılında yazdı bunu…
Günümüzle ne ilgisi var derseniz, siz karar verin, bilemiyorum…

KEREM GİBİ
Hava kurşun gibi ağır!!
Bağır bağır bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun eritmeğe çağırıyorum…

O diyor ki bana:
Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem gibi yana yana…

«Deeeert çok,
Hemdert yok»
Yüreklerin
kulakları sağır…
Hava kurşun gibi ağır…

Ben diyorum ki ona:
Kül olayım
Kerem gibi yana yana.
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..

Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır bağır bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
eritmeğe çağırıyorum…

***
Burada şair ne demek istiyor?

Şiirin temel amacı;
Toplumu uyandırmak.
Toplumun içine düşülen karamsarlığı yok etmek…
Ve aydınlık bir gelecek için kitleleri harekete geçmeye çağırmak.

***
Nâzım Hikmet, bireysel dertlerin içinde boğulmak yerine,
toplumsal bir uyanış ve devrimci bir dönüşüm için bireyin kendini feda etmesi gerektiğini savunur.
***

Bu yazı, dönemin baskıcı, ağır ve durağan atmosferini kırmak amacıyla yazılmıştır.
Şiir, dönemin siyasi ve sosyal atmosferinin yarattığı ağırlığı, baskıyı ve umutsuzluğu anlatarak başlar.
“Kurşun gibi ağır” olan bu hava, insanların üzerine çöken çaresizliktir!
***

Şair, bu ağır ve baskıcı düzeni (kurşunu) eritmek, yok etmek için herkesi birlikte mücadele etmeye çağırır.
Tek başına değil, hep beraber olunursa bu zorluğun aşılacağını söyler.
***

“Yüreklerin kulakları sağır” derken toplumun duyarsızlığını dile getirir…
Toplum bir vurdumduymazlık ve sessizlik içindedir.
***

“Ben yanmasam, sen yanmasan…” şiirin en can alıcı bölümüdür.
Şair, karanlıkların aydınlığa çıkması için fedakarlığın şart olduğunu söyler…
Eğer aydınlık bir gelecek isteniyorsa;
Aydınlar, devrimciler ve halk elini taşın altına koymalı, bedel ödemeyi göze almalıdır.
***

“Hava toprak gibi gebe”
Şiirin sonunda karamsarlık yerini umuda bırakır.
Toprağın tohumu büyütüp doğurması gibi,
Bu ağır havanın arkasında da yeni, güzel ve aydınlık bir geleceğin sancıları vardır.
***

Özetle Nâzım Hikmet,
Bu şiirinde,
bireysel çaresizliği yırtıp atarak,
toplumsal kurtuluş uğruna bilinçli bir fedakarlık yapılması gerektiğini
fütüristik ve dinamik bir üslupla haykırmakta.
***

Öyle ya!
Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak!
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?
***

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Samsun Limanı’nda 35 gemi çözüm bekliyor!

HIZLI YORUM YAP