a
Mehmet YAZICI

Mehmet YAZICI

23 Eylül 2026 Çarşamba

    Kuzuların sessizliği!

    Kuzuların sessizliği!
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    “

    Mehmet YAZICI
    Ankara’dayım… 
    Ama Ankara eski Ankara değil…
    Bugünlerde durum hayli karışık…
    Ağır misafirlere hazırlanıyor Başkentimiz…
    Ee! Haliyle misafir gelmeden önce bir temizlik yapılır!..
    Bilirsiniz!
    ***
    Sadece kırmızı halı döşemekle olmaz…
    Gerçi o da artık kırmızı değil…
    Bizim Sarı Basın Kartları gibi…
    Kırmızı halıları da turkuaza çevirdiler!
    TC ibarelerini kaldırdılar…
    Bilemediğimiz bir düşmanlık var!
    Cumhuriyet’ten kalan ne varsa yıkın gitsin!
    Yıkıp da yerine ne koyacaklar?
    Arkasında nasıl bir düşünce varsa anlayan beri gelsin!
    ***
    Her neyse…
    Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi aynı tanıdık senaryo devrede…
    Valiliğin yasak kararının ardından şafak vakti evler basılıyor…
    Birilerine göz dağı veriliyor…
    Zirve öncesi verilen mesaj belli…
    “Akıllı olun, sesinizi çıkarmayın!”
    Küresel efendilerin rahatı kaçmasın diye kendi vatandaşının nefesini kesen bir anlayış!
    Ee! Peki!
    ***
    Ve netekim geçen gün 129 kişi evlerinden gözaltına alındı…
    Aralarında akademisyenler, gazeteciler, çevreciler ve aktivistler de var…
    Bunlardan 103’ü jet hızıyla tutuklandı…
    Gerekçe neydi peki?
    Gerekçe komik değil, komik ötesi…
    Savcılık niyetlerini okumuş bu 103 kişinin…
    Sevk yazısında diyor ki;
    “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörle anılan bir ülke olması gayreti içerisinde terör eylemleri gerçekleştirebilirler.”
    Tam da “Güler misin ağlar mısın” denilen cinsten…
    ***
    Yani ortada somut bir eylem yok…
    Bilgi, belge, delil de yok!
    Yok ama böyle bir ihtimal var!
    \”İleride yapabilirler!\”
    Sevk yazısında savcılık öyle diyor!
    “Terör eylemi gerçekleştirebilirler…”
    Kısacası bu kişiler bir ihtimal dahilinde tutuklanıyor!
    Niyetleri okuyarak masum insanları tutuklamak…
    Tam da bize uygun bir tarife!
    ***
    Bu kadarla kalsa iyi!
    Tutuklananlar arasında benim kadim dostum, çevre gönüllüsü,
    TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer de var!
    Öyle naif biri ki, “kibarlık” Nevzat’ın soyadı gibi…
    Ama bizimkiler, çevre dostu Nevzat’ın eylem yapma ihtimalini “şak” diye anladılar!..
    ***
    Ne demişti savcılık?
    “… terör eylemleri gerçekleştirebilirler.”
    İyi de bu adam nasıl eylem yapacak?
    Yaptığı en aşırı eylem ağaç dikmek…
    Trump’ın ocağına incir ağacı dikme ihtimalinden mi korktular!
    Benimkisi sadece merak!
    ***
    Hayatını doğayı korumaya, ülkenin toprağına, ağacına, deresine sahip çıkmaya adamış dünya güzeli bir insan…
    Bırakın terörle, şiddetle yan yana gelmeyi;
    Nevzat karıncayı bile incitmeyecek kadar naif biri…
    Bu ülkenin çölleşmesini önlemek için ömrünü vakfeden bir çevre gönüllüsü…
    Böyle birini \”Terör eylemi gerçekleştirebilir\” diye tutuklamak tam anlamıyla bir akıl tutulması…
    ***
    İnanın, kendimden şüphe edebilirim…
    Asabi biriyim, ters tarafıma denk gelir, ne bileyim…
    Ama Nevzat,
    Konuşurken bile, “Aman karşımdaki kırılır” kaygısıyla sesinin tonunu iki oktav inceltir…
    Tanıyanlar bunu bilir!
    ***
    Sorgu odalarında şüphelilere yöneltilen sorular, sorgucuların niyetini de ele veriyor…
    Bu durum ülkedeki demokratik hak arama kanallarının nasıl tıkandığını açıkça gösteriyor…
    Mesela gözaltına alınanlara, Ankara’ya haklarını aramak için yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin eylemlerine neden katıldıklarını sormuşlar…
    Oysa böyle bir katılım da yok!
    Ayrıca, yasal sendikalara, derneklere üye olmak, anayasal bir hak değil mi?
    Bu ülkenin emekçisine, madencisine destek vermek ne zamandan beri terör faaliyeti sayılıyor?
    ***
    Basın açıklamalarına katılmak bile suç dosyasına birer malzeme olarak yerleştirilmiş.
    Toplumsal muhalefetin en ufak bir hak arama çabasını, doğa savunuculuğunu ya da işçi dayanışmasını terör parantezine alma kurnazlığı, artık bu ülkenin sıradan bir yönetim pratiği haline geldi.
    ***
    Sadece Nevzat mı?
    Ankara Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş ve gazeteci Yıldız Tar da bu hukuksuz dalganın kurbanı olmuş!
    Doç. Dr. Emel Memiş, ifadesinde adeta bu absürt sistemi yüzlerine vurmuş!
    Bugüne kadar İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve hatta AK Parti Kadın Kolları dahil yüzlerce kamu görevlisine bütçeleme ve yaşlılık konularında eğitim vermiş bir bilim insanı…
    Devletin kendi kurumlarına eğitim aldırtıp taltif ettiği bir akademisyeni, bir gün sonra \”Terör örgütü iltisakı\” ile suçlayıp hapse atmak, kendi kendinî tekzip etmek değil mi?
    Dün ‘hocam’ deyip önünüzü iliklediğiniz insanı, bugün ‘terörist’ diye zindana atarken hiç yüzünüz kızarmadı mı?
    ***
    Ayrıca…
    “Türkiye’yi terörle anılan bir ülke” olarak göstermeme gayreti ne demekti?
    Ülkede terör kaldı mı?
    El ele, birlikte aştınız ya hepsini!
    Mangal partileri boşuna mı verildi!
    ***
    Benden söylemesi!
    Bu eziyet ve niyet okumaya dayalı tutuklamalar tam aksi etki de gösterebilir…
    Mesela ülkede adaletin, hukukun ve demokrasinin tamamen yok edildiği gibi bir yanlış (!) izlenim oluşabilir!
    Ortadoğu ülkesi olarak algılanmak, terörle anılmaktan daha mı iyi?
    ***
    Amaç belli…
    Uluslararası liderler Ankara’ya gelecek diye, sesini çıkaran kim varsa, çevrecisinden akademisyenine herkese gözdağı vermek…
    Toplum sussun…
    Sadece onlar konuşsun!
    Kuzuların sessizliği…
    İstedikleri bu!..
    *** 

    “

    Samsun OLAY olarak, size daha iyi bir deneyim sunabilmek amacıyla yasal mevzuata uygun çerezler kullanıyoruz. Detaylı bilgi ve haklarınız için Veri Politikamızı inceleyebilirsiniz.