Hakan Akgün[/caption]Türkiye'de 'Eşek' alarmı!
9 Nisan 2026
Türkiye sessiz sedasız bir şey kaybediyor. Ne manşet oluyor, ne gündem. Ama kayıp büyük.
Rakamlar konuşuyor, biz susuyoruz.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri diyor ki;
Son 20 yılda Türkiye’de at sayısı yüzde 68, eşek yüzde 81, katır yüzde 83 azaldı.
Bu bir düşüş değil, bu tasfiye.
Bugün Türkiye’de sadece 65 bin at, 60 bin eşek, 12 bin katır kaldı.
Bir zamanlar Anadolu’nun yükünü çeken bu hayvanlar, artık istatistik dipnotu.
Bu sadece hayvan meselesi değil
At, eşek, katır;
– Dağ köyünde yoldu
– Tarlada emekti
– Yoksulun traktörüydü
Şimdi ne oldu?
Traktör var ama mazotu yok.
Yol var ama her yere gitmiyor.
Teknoloji var ama insanı dışarıda bırakıyor.
“Toplam hayvan sayısı arttı” masalı
Evet, kâğıt üzerinde hayvan sayısı artmış.
Sığır, koyun, keçi çoğalmış.
Ama bu artış küçük üreticinin değil, endüstriyel hayvancılığın başarısı.
Yani tablo şu:
Köylü üretimden çekiliyor,
Kırsal boşalıyor,
Gelenek yok oluyor.
At yoksa yayla yok.
Eşek yoksa dağ köyü yok.
Katır yoksa sınır hattı, patika, arazi yok.
Asıl alarm burada
Bu hayvanlar bittiğinde sadece bir tür kaybolmuyor;
Anadolu’nun belleği siliniyor.
Bugün çocuklar eşeği çizgi filmde görüyor.
Yarın atı sadece müzede görecekler.
Sonra köyü haritada arayacağız.
Peki devlet ne yapıyor?
Destek yok.
Koruma yok.
Yetiştiricilik teşviki yok.
Sonra da “kırsal neden boşalıyor?” diye soruyoruz.
Net konuşalım
Bu gidiş modernleşme değil.
Bu, plansızlık.
Bu, kırsalı gözden çıkarma politikası.
At, eşek, katır;
lüks değil,
nostalji değil,
stratejik varlıktır.
Eğer bugün sahip çıkılmazsa,
yarın sadece şu cümleyi kurarız:
“Bir zamanlar Anadolu’da eşek vardı…”
Ve işte asıl kayıp, o zaman anlaşılır.
Sağlıcakla kalın...
[caption id="attachment_76939" align="alignnone" width="589"]
Hakan Akgün[/caption]
Hakan Akgün[/caption]